|
Son 15 gün boyunca çok hızlı bir yaşantım oldu ve üç dört farklı şehri ziyarete gittik. Fakat yoğunluktan dolayı 5sey’de hiç karalama fırsatı bulamamıştım. Önce gittiğim yer olan Sivas hakkında ve daha sonra Urfa hakkında izlenimlerimi değerli okuyucularımla paylaşmak istedim; biraz da kendimi tatmin etmek amaçlı diyebiliriz (: Olay ego değil ama gezdiğin gördüğün şeyler hakkında birşeyler karalama isteği diyebiliriz.
Neyse olayı fazla uzatmadan konuya ve izlenimlerime geçeyim. Eloxy firmasından çalışma arkadaşım Hakan Akar tarafından davetli olduğumuz Sivas ziyaretinde, çok güzel iki gün geçirdik ve Sivas’ı genel olarak gezdik diyebiliriz. Nerelere gittik, neler gördük ve izlenimlerimiz neler? Şimdi sıra bunda (: Devamını oku
|
|
5Sey.com’u kendi tarlam olarak gördüğüm için, istediğim gibi sürmekte özgürüm diye düşünüyorum. Galiba bu özgürlük de beni paylaşma kaygısının ötesine geçirmiyo ve daha rahat hareket etmemi sağlıyor. Uzun zamandır 5sey’de pek konu paylaşamıyordum fakat kalemi elime almışken hazır da bu dertleri yaşıyorum, dedim üniversite vizeleri hakkında üç beş birşey karalayım.
Herşeyden önce vize kavramını, “nasılsa final var!” düşüncesinden arındırmak gerekiyor. Çünkü finalin varlığına güvenen her öğrenci istese de istemese de vizeyi biraz boşluyor ve vizenin önemini final notu ile birlikte kritik sınıra geldiğinde anlıyor. “Vizede bi 5 puan daha fazla olsaydı, şimdi hocaya mihnet etmezdim beh!” gibi cümleleri birçoğumuz duymuştur. Ya da birçoğumuz, “hocanın ibneliği altı üstü 5 puan verecek vermiyo” gibi cümleleri sarf etmiştir. Devamını oku
|
|
Benim için yazmak böyle bir şey aslında, hani bazı yazarlar vardır ve “ya o çok pessimist takılıyor” vs derler ya; işte ben de kağıdı kalemi elime aldığımda hep derdimi yazmayı tercih etmişimdir. Tabi bu yazıları kimseye okutmuyor olmam da olayın bir diğer yönü. Ama kalemi elime aldığımda, kimseden birşey saklama ihtiyacı olmadan; her şeyi olduğu gibi ve aslında kendimi daha da ağır bir şekilde eleştirerek yazdığım için rahatlıyorum sanırım.
İçimdeki zehri döküyorum kağıda ve kimi zaman gözyaşlarım ile buluyorum. Aslında göz yaşı döktüğümde bile, samimiyetimin kaçtığına inanıyorum, sanki kendime kendimi acındırıyor gibi. Bu yüzden gülmeden, ağlamadan; en ağır şekilde kendimi eleştirmek ve kağıttaki dostuma birşeyleri anlatmak en rahatlatıcısı geliyor bana. Devamını oku
|
|
Son zamanlarda çok yoğun bir dönemden geçiyorum ve zihnen aslında büyük bir çıkmaza girmiştim. Fakat o an aslında sorunun gereksiz sorumluluklar almak ve ufak notları sürekli aklıma yazarak, yapmak için sürekli ertelemek gibi bir durumun ta kendisi olduğunu farkettim. Devamını oku
|
|
Endüstri Mühendisliği bölümünde halen okumakta olan birisi olarak, her ne kadar derslere çok fazla düşkün olmasam da beni mesleki anlamda heyecanlandıran dersler ve bu dersler aracılığıyla yaptığımız ve yapacağımız teknik geziler; beni heyecanlandırmak ile kalmıyor ve farklı bir ufuk açıyor. Toyota gezisi de gerçekten düşüncelerimi kökünden etkileyen bir ziyaret oldu diyebilirim.
Aslında üzerine yazacağımız çizeceğim çok şey var bu teknik gezi konusunda, fakat olabildiğince özet tutmaya çalışacağım. Yine de bi hayli uzun olacağını tahmin ediyorum (:
I.Öğretim ve II.Öğretim öğrencileri olarak toplamda 50 kişi olarak gittiğimiz Toyota gezisi (50 kişi kabul edebileceklerini fakültemize bildirmişlerdi), akşam saatlerindeki yolculuğumuz ile başladı. Ertesi gün sabah saatlerinde Toyota Türkiye fabrikasına vardığımızda, henüz kapıdan içeri girmeden bizi bir sürpriz bekliyordu. Devamını oku
|
|
|
|